20 Şubat 2010 Cumartesi

Anlamıyorum #8

Pilonidal Sinüs (bilgi için linke tıklayın), halk arasında "kıl dönmesi" olarak bilinir. bende de var. vardı. varolmaya devam edecek diye korkuyorum. ameliyat oldum malum bölgeden.. kuyruk sokumumdan.. 3. ameliyatımdı aynı bölgeden ve aynı şikayetten.. ameliyat bitti vs. ben yatıyorum.. gece uyumuşum.. 2. ameliyatımı yapan doktor o gece nöbetçi.. ben derin bir uykudayım.. kış uykusu olabilir çünkü hastanede birsürü bağırış çağırış herkes ayaklanmış ama ben uyuyorum.. ertesi gün olanları anladım.. bildiğin ssk hastanesi.. 3 kişilik o da.. yanımda klasik bir türk çift.. 40-45 li yaşlarda.. erkek ameliyat olmuş.. karşıma da gece bir adam gelmiş.. şikayeti vurulmak.. evet silahla eniştesi vurmuş.. ailecek hastaneye gelmişler.. tabi ben sabah öğreniyorum bütün bunları.. aşağıda 2 tane görevliyi dövmüşler.. yukarı çıkmışlar doktoru dövecek olmuşlar.. yakasına yapışmışlar vs.. hemşireleri tehdit etmişler.. insanlar görevleri olan hayat kurtarmak, insanları tedavi etmek vs. işini korkarak yapmışlar.. hemşire titriyormuş vs.. ama konumuz bu değil.. konumuz şu..

demiştim ya 2. ameliyatımı yapan doktor o gece nöbetçi yani tehdit edilen doktor.. beni ameliyat ettiğinde yanıma 1 kere gelmiş ve sorduğum sorulara beni tersler gibi aptalca tavırlarla zar zor cevap vermişti.. bu adamın ailesi bu doktoru tehdit etti ya.. adam sabah saat 7 den 14 e kadar nerdeyse hastanın yanına 20 kere geldi ve adamla o kadar çok ilgilendi ki..
ayrıca benim de hastahaneden saat 10 dan sonra çıkmam gerekiyordu fakat saat 14 te çıktım.. çünkü doktorum evraklarımı hazırlamamıştı.. bende o arada düşündüm ve anlam veremedim hakkaten.. ne yani işimin yapılması için benimde ortalığı ayağa kaldırıp insanları tehdit etmem mi gerekiyordu ? veya ne bilim birilerini dövseydim benimle doktor daha iyi ilgilenir miydi? peki aynı hastanede 2 farklı doktor ve 2 side bana aynı şekilde davrandı.. acaba bütün doktorlar böyle mi ? veya insanların işine saygı gösterip sadece işlerini yapmasına kolaylık sağlamak mı suçum ki bana bu doktorlar böyle davrandı ?anlamıyorum.. ne doktorları ne insanları...

15 Ocak 2010 Cuma

Paylaşıyorum #21

Dialog 1;

-Bir erkeğin, bir kadının ne istediğini anlaması bilimsel olarak imkânsızdır. Bu da haksızlık. Çünkü siz bizim ne istediğimizi her zaman bilirsiniz.
-Evet, çünkü biz her zaman tek bir şey isteme dürüstlüğünü gösteririz.
-Peki bunu bu kadar basitleştirdiğimiz için bize hiç teşekkür eder misiniz?
-Asla



Dialog 2;


-Bu çabalarımızın o kızla seks kongresi yapma ihtimalini arttırmayacağını anlamalısın.

-Erkekler, seks beklentisi olmadan da bir şeyler yaparlar.

-Bu, daha yeni seks yapmış olanlar için geçerli.



Dialog 3;


Biz erkeğiz.
Tarih boyunca zor dönemlerde mağaralarımıza dönme ihtiyacı duyduk. Modern çağda ise mağaralarımızda su tesisatı var. Bizim için tuvalet, son sığınağımız. Bize kalan son birkaç metre kare. Oturacak, bir şeyler okuyacak, bir şeyler yapacak bir yer. Koku kimin umurunda?
Bu, bizim için mutluluktur.Çünkü biz erkeğiz. Biz farklıyız. Sabun için tek bir kelimemiz var. Mumlarımız yoktur. El işlemeleri satan dükkânda değerli bir tek şey görmüşlüğümüz yoktur. Ünlülerin giyinik fotoğraflarıyla dolu dergilerimiz yoktur! Sohbet ederken birimiz konuşur, diğerleri dinler! Değişiklik olsun diye saç kestirecek kadar sıkıldığımız ve insanüstü bir ümitsizliğe düştüğümüz olmamıştır. Takılar ve bitki yağları gibi sıkıcı şeylere heyecanlanmayı bilmeyiz. Kırlar, vazolar, küçük kiliseler! Potpuri denen şeyin ne amaçla yapıldığına dair hiçbir fikrimiz yoktur! Kahvaltı gibi görünür; yaşlı halan gibi kokar! Ne gerek var ona? Bu tuhaf ve korkunç dünyada kendimize ait olduğunu söyleyebileceğimiz tek bir yer bırakın! Tuvaleti. Bu kutsal klozeti. Bu yalnızlık sığınağını. Kızlar, tuvalete iki kişilik ya da daha kalabalık gruplar halinde gidebilirsiniz. Sizi eleştirmeyiz. Sizi yargılamayız, Bu sizin seçiminiz. Biz erkekler ise, tuvalete her zaman tek başımıza yürüyeceğiz.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Paylaşıyorum #20

Dialog 1;

-Jeff, ona çıplaklık kurallarını anlat!
-"Çıplak" kelimesini çok seviyorum.
-Dâhice, değil mi?
"Çıplak".
-Sağ ol Jeff.
-Çocukken bir kağıda "çıplak" kelimesini yüzlerce kez yazar
ve kâğıdı yüzüme sürerdim. Seksten daha güzel.
-Her sabah uyandığımda sen olmadığım için şükrediyorum.


Dialog 2;

-Eğer Tanrı'ya tapıyorsa bana ne için ihtiyacı var?
Tanrıyla rekabet etmek istemem. Bu ikimize de haksızlık olur.
-Her neyse, randevuyu kaptın. Demek ki ikinize de yeri var.


Dialog 3 ;

-Popolar nedir bilir misin Patrick? Popolar insan ırkının en harika şeyidir. Birbirimizde görmeyi severiz. Dergilerde görmeyi severiz. Bebeklerde görmeyi bile severiz. Yalnızken onları kaşımayı severiz. Ateş gördüğümüzde onları ısıtmayı severiz. Yalnız kaldığında hangimiz arkasına uzanıp onları okşamayı sevmez?
Popolarımızı severiz. Tanrı bize popolarımızı verdiğinde bütün gün oturup seyretmeyelim diye onları arkamıza yapıştırdı. Popoyu yarattığında "Bu da sizin arkanız. Haydi erken yatın" demedi.
"Bakın melekler! Popoyu yarattım! Çağlar boyunca erkekler ve kadınlar bunları tutacak ve adımı haykıracak!" dedi.

6 Aralık 2009 Pazar

Paylaşıyorum #19

Dialog 1;

-Steve, Susan bize porno kullandığını anlattı...
-Porno kullanmak mı? Ne tuhaf bir ifade, Jane.
Eğer söylemeye çalıştığın buysa, evet erotik şeylerden hoşlanıyorum.
Hem, bundan kim hoşlanmaz ki?
Tabii ki porno kullanmıyorum. O da ne anlama geliyorsa? Duyan da beni bir tür şey sanacak...
-Mastürbasyoncu?


Dialog 2;

-Erkeklerle kadınlar arkadaş olamazlar, çünkü sevişme yanı hep engel olur.
-Bu doğru değil. Benim bir sürü erkek arkadaşım var ve işin içinde hiç seks yok.
-Erkek arkadaşın yok.
-Evet, var.
-Sen var sanıyorsun.
-Ben farkında olmadan mı seviştim onlarla yani?
-Hayır, ama onların hepsi seninle sevişmek istiyor.
-İstemiyorlar.
-İstiyor.
-Nereden biliyorsun?
-Hiçbir erkek, çekici bulduğu kadınla arkadaş olamaz. Hep onunla sevişmek ister.
-Yani sence, bir erkek yalnız çekici bulmadığı kadınla arkadaş olabilir.
-Hayır, onlarla da sevişmek istersin tabii ki.
-Ya seninle sevişmek istemiyorlarsa?
-Farketmez. Sevişme denen şey oradadır ve olan arkadaşlığa olur.
-O zaman sanırım arkadaş olamayacağız.
-Sanmam.
-Çok yazık. New York'ta tanıdığım tek kişi sendin oysaki.


Dialog 3;

-Böyle bir filmden nasıl zevk alabilirsin?(lezbiyen filmi)

-Çünkü içinde çıplak kadınlar var! Ben erkeğim. Onları sevmem gerek.
Hepimiz böyle doğarız. Doğar doğmaz çıplak kadınları severiz.
Doğum kanalının yarısında manzaranın tadını çıkarmaya başlarız.
Heteroseksüel erkek mantığı dört şeyden oluşur. Kadınlar, jartiyerler, lezbiyenler ve
James Bond'u en iyi oynayanın Sean Connery olduğu. Çünkü erkek olmak
bu demektir. Bu hoşuna gitmiyorsa hayatım, lezbiyen sinemacılara katıl.
Hayatımın kalanını masanın karşısındaki kadınla geçirmek istiyorum ama bu öleceğim güne
kadar binlerce çıplak popo daha görmek istememi engellemez.
Çünkü erkek olmak bu demektir. İnsan oğlu ateşi keşfettiğinde
"Haydi yemek pişirelim," demedi.
Dedi ki "Artık karanlıkta da çıplak popoları görebileceğiz!"
Caxton baskı makinesini icatettiğinde çıplak popoların resmini basmaya başladık.
İnterneti dev bir çıplak popo arşivi haline getiren de bizdik!
Size küçük gelse de, erkeklerin çağlar içindeki başarısı popolara daha iyi bakma
mücadelemizden ibarettir.
Doğrusu kızlar, bunu hakaret olarak görmenizi anlamıyorum.

12 Kasım 2009 Perşembe

Paylaşıyorum #18

İnsan tutuyor ya içindekileri, dışarıya çıkarmıyor ya hani, işte böyle böyle uzaklaşıyoruz.

Otobüste yanına, soğanı, kebabı indirmiş bir adam oturuyor ya, işte o an soğuyorum hayattan. (sanki ben yemiyormuşum gibi!)

Hala, söylediklerimin anlaşılmamasıdır beni üzen.

Bazen 'gidicem buralardan' diyememem burada kalma sebebim.

Kahveden aldığım tadı hayatta bulamamam, sorun burada bence.

İstiyorum ki telefon çıksın hayatlarımızdan iki günlüğüne.

Ya benim bitmek tükenmek bilmeyen isteğim.

30 Ekim 2009 Cuma

Paylaşıyorum #17

- Bu dünyada, son kullanma tarihi olmayan birşey var mı?

- Birisini tanımak, onu elde tutabilirsin anlamına gelmez. İnsanlar değişir. Birisi bir gün ananas sever ama yarın başka birşey sevebilir.

- Hatıralar kutulansaydı, onların da son kullanma tarihi olur muydu?

Chungking Express

21 Eylül 2009 Pazartesi

Paylaşıyorum #16

İlişkiler hakkında yazmak istiyorum bugün. Kendi açımdan bakıcam olaya. Aşksal değil, mantıksal. Aslında sadece kendimi anlatıcam gibi geliyor ama bakalım nasıl birşey çıkacak ortaya.
Uzun ilişkiler. Ne güzeller. Bir o kadar da zorlar. Her ne kadar uzun ilişkilerde erkek istemiyo ya da biran önce bitsin, sıkıldım gibi görüşte olsada, kadınlar daha ilişkisel olsada ilişkileri hep kadınlar bitirir bu gibi durumlarda. Çok ironik. Tabii ki terkedilen taraf soruyor kendine her gidişlerinde, ne oldu? Noldu lan? Niye ki? Cevabı yok bu soruların, terkeden de bilmiyor. Bazıları kendince ufacık nedenler uydurup kandırma yoluna gidiyor ama o da kendini kandırmış oluyor. İlişkinin gidişatını cicim ayları belirliyor maalesef. O aylar da kim daha kendiyse, kim daha baskınsa ilişki o yöne kayıyor. Ezilen tarafın sonradan yaptığı ataklar, kargaşaya, kavgaya, isyana sebep oluyor ve ilişki bir süre sonra bitiyor. Ya kabul edeceksin ezilmeyi sevginden, ya tavır alacaksın bitecek gururundan. Tabii ki küçük hamlelerle gidişat değişebilir. Ama bu sadece senaryoyu değiştirir, sonu değil! Şurda ilişkiler hakkında sabaha kadar bir sürü şey yazabilirim. Ama nafile. Çünkü ne kadar bilsemde birşeyleri uygulama da sıfırım. Yani dediğimi yapın yaptığımı yapmayın boyutu işin. Ben mesela oluruna bırakanlardanım. Ne olacak görelim diyenlerdenim. Varsın olsuncuyum. Hamleci, atakçı değilim. Bu yüzden olağan cizgisinde ilerliyor herşey. Bilsemde müdahale edemiyorum. Riski sevmemem çok şeye mal oluyor bana. Risksizlikten daha çok! Anneme, babama laf atıyorum ama onlarında izinden gitmeyi ihmal etmiyorum. Aynı onlar gibi, karnımız doysunculuk, buna da şükürcülük bu yaptığım. Aslan bir amarıkan gibi daha fazlasını isteci olamadım. Hep kendimi kandırdım, kendimi kuruntuladım. Tüm yaptığım düşünmek, uygulama sıfır. O yüzden nerede bir uzun ilişki görsem, her hareketin anlamını anlayabilir, üstünde ahkam kesebilirim. Ama aynısı başıma gelse, ahkam kestiğim kişinin yaptığını yaparım. Ama diğer insanlar gibi yaşamıyorum ben ilişkilerimi, biraz daha fazla, biraz daha farklı. Sanırım burada farkın iyi bir anlama gelmesi gerekiyor. Bir marjinallik kokuyor gibi görünse de durum hiç öyle değil. Marjinal olabilir, ama kötü. Durum gerçekten çok kötü...

15 Eylül 2009 Salı

Paylaşıyorum #15

Annem çok garip. Aramızda geçen dialoglardaki çağ farkını anlamamak mümkün değil.Hala köylü güzeli o. Şehir de yaşamışlığı ona birşey kazandırmamış gibi. Mutfakta oturmuş cacığımı yaparken, o da bir yandan dolmasını sarıyordu. İki gün önce bir yaşıtımın düğününe gidince evlilikten konuşmamız kaçınılmaz oldu. O yıllardır çalışıyor, çeyizini düzdü dedi bana. Bende değil mi 2 yıl öncenin buzdolabını alıpta, yenilikleri neden kaçırıyorsun diye feryat ettim. O da buna modası geçiyor, biz o yüzden hiç almadık dedi. Çok şaşırdım. Ben evlenmeyeceğim dediğimde ise verdiği cevap daha şaşırtıcıydı. Evlenmezsen senden şüphe ederim. Bu çocukta var mı bişey derim, dedi. Şaşkınlığım korkuya dönüşmüştü. Annem beni ibne sanıyor olabilirdi. Anneme evlenmemenin ibnelikle bir alakası olmadığını nasıl anlatabilirim diye düşünürken olay birden şu noktaya gelmişti farketmeden. Annem dombul dombul memeler, kavuşmuyor düğmeler şarkısını söylerken, bir yandan da dolmasını dolduruyor, ben de bir de gençlere laf ederler edepsiz falan diye şu yaptıkları şarkılara bak dedim. Ne var sen bilmiyormusun o türküyü dedi bana. Ya o değilde bir de liseli var dı ya ah o liseli türküsü var o bambaşka boyutta. Azgınlığın bokunu çıkarmış dedim. Annem ne var cengiz kurtoğlunun da liseli aşkı var diye çıkıştı. Sapıklar işte dedim, bir de gençlere laf atıyorlar. Annemin karşılığı ise şöyleydi; onlar daha körpe oluyor ya ondan. Daha taze oluyorlar. Bende şaşkınlıkla birlikte üniversiteliler daha iyi onlara niye yapmıyorlar dedim. Annemde onlar kartlaşmış artık, ellemeyen kalmamıştır dedi. Olaylar gelişti ve şu noktaya geldi. Sen başkasının artığını mı kullanacaksın(gülüyor). Başkasının artığı(gülmekten konuşamıyor). Dedim ne var bunda? Ona kim bilir kaç kişi ellemiştir, kucaktan kucağa dolaşmıştır, öyle mi istiyorsun? Olabilir dedim, farketmez. Manyaksın olum sen dedi bana içten. Bende daha fazla üstüne gitmeyeyim kalbine falan iner diye sustum. Annemin düşünceleri beni öldürecek. Ne yaparım onunla bilmiyorum. Değiştiremiyorum da. En iyisi böyle kabullenmek sanırım.

8 Eylül 2009 Salı

Paylaşıyorum #14

Kızların birbirlerine gaddarca bakışları yok mu, ağızlarına burunlarına vurasım geliyor. Niyeki yani, ne bakıyosun? Biz bakınca sapık, onlar bakınca inceliyor oluyor. Bende inceliyorum arkadaşım belki. Cinsel bir yaklaşımda bulunmuyorum. Ne biliyosun? Yok direk sapık olcaz. Bugün gördüm otobüste. Kız diğer kıza başladı kafadan bakmaya, dize kadar. Ayakkabıları görmemiş olacakki kıçında kurt varmışcasına sağa sola kıvranarak bakmaya çalışıyor. Neyse ki kız bir sonraki durakta indide rahat rahat bakabildi. Bende kıza bakıyorum bu arada ama o beni görmüyor. Görse kesiyo olcam, sapık olcam. Yok ama göründüğü gibi gayet inceliyordum. İncelerim ben, elimde değil.

Neden #2

Neden ayakkabı denmiş ki? Ayağın kabı diye mi? Terliğe neden ayakaltı veya ayakbağı(gülüyor) denmemiş? Ayakkabı sanki buzdolabına konacak birşey gibi gelmiyor mu sizede? Bana öyle geliyor. Saklama kabı gibi...